Din ve Bilim Farkı

Din ve Bilim Farkı - Doğa Mucizedir.
Din ve Bilim Farkı - Doğa Mucizedir.

Bismillahirrahmanirrahim

Bu yazımızda Din ve Bilimin birbirinden farklı şeyler olduğunu, Din olarak İslâm’ı örnek alarak anlatacağız. Bu yazıyı okumadan önce, bilime uyarım inancım yoktur diye birşey olmadığı ile ilgili makalemizi buradan okuyabilirsiniz.

1- Bilim’in Çalışma Alanı

Bilim, herhangi bir inanç sistemini reddetmez. Bilim; sadece olayların nasıl gerçekleştiğini söyler, neden gerçekleştiklerini söyleyemez. Ancak ateistler, bir neden olmadığına inandıkları için nasılların, nedenler olduğunu zannederler. Bu yanılgılarını aşağıdaki örneklerle görebiliriz.

  • Bilim insanın kolunu hareket ettirmesi için hangi kasların çalıştığını söyler ve kolun nasıl hareket edeceğini belirtir. Ancak neden hareket ettiğini söylemez. İnsan, bu davranışı iradesiyle oluşturur. Ancak ateistlerin mantığına göre kolun harekete geçmesinin nedeni sadece kaslar olması gerekir. Çünkü madde arkasındaki iradeyi reddederler.
  • Yine bilim, bize hayvanın nasıl yemek yediğini açıklar. Ancak hayvan karnı açıklığı için yemek yemektedir. Yemek yeme eylemi rastgele veya yemekle hayvanın midesinin birleşmesi nedeniyle meydana gelmemektedir.
  • Bilim, yaralı bir insana nasıl pansuman yapılacağını yada pansuman yapılmazsa neler olabileceğini söyler. Ancak neden pansuman yapmamız gerektiğine irademiz ve inancımızla karar veririz.
  • Bilim, bir çakmağın ucundan ateş çıkardığını söyler. Ancak insan aklıyla bunun ateş yakmak için üretilmiş olduğunu idrak eder. Ancak ateistler aklını kullanmadığı için, bir çakmaktan çok daha komplike ve hayati olan şeylerin rastgele meydana geldiğini iddia ederler. Bu yüzden Allah Azze ve Celle, onların bu durumunu düşünmeyen, sağır ve dilsizler olarak açıklamıştır:

Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

Enfal Suresi 22. Âyet

2- İslâm’ın Buyrukları

Görüldüğü üzere düşünebileceğimiz her nasılın arkasında nedenler vardır. Din ve Bilim’in temel farkı şudur: Bilim bize sadece nasılları açıklar. Nedenleri inançlarımızla buluruz.

Din;

  • neden iyi olmalıyız?
  • İyi nedir?
  • Kötü nedir?
  • Dünyaya neden geldik?
  • Ahlak nedir?
  • Neden yaşıyoruz? Sorularının cevaplarını verir.

Ancak Hak Din olduğu için Islâm’ı indiren Allah Azze ve Celle, Evreni de ona uygun yaratmıştır.

Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

Ânkebut Suresi 44. Âyet

Kişi, bu evrensel kuralları takip ederek aklı yardımıyla aşağıdaki sonuçlara kolaylıkla ulaşabilir:

  • Bilim, gökyüzünün uzaydan gelen ve insanlara zararlı birçok şeye engel olduğunu söyler. Aklı olan demek ki bizi korumak için yaratıldı diye düşünür.

“Göğü, korunmuş bir tavan yaptık; onlarsa hala göğün, (Allah’ın) ayetlerinden yüz çevirmektedirler.”

Enbiya Suresi 32. Âyet
  • Bilim, yağmur yağdı bu yüzden toprakta ekin çıktı der. Akıl ve inanç, o halde Biri bizi besliyor diye düşünür.

“Bir de o insan yiyeceğine baksın.”

“Biz o suyu bol bol döktük.”

“Sonra toprağı nasıl da yardık.”

“Bu suretle orada ekinler bitirdik.”

Abese Suresi 24-27. Âyetler
  • Bilim, atların insanları taşıma kapasitesi olduğunu, hayvanların derilerinin sıcak tutma özelliği olduğunu söyler. Akıl, ve inanç onların insanlara çok büyük fayda sağladığını bu yüzden onları Yaratan’a şükretmek gerektiğini söyler.

“Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve siz onlardan bir kısmını da yersiniz.”

Nahl Suresi 5. Âyet

“Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır. Rabbiniz, şüphesiz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.”

Nahl Suresi 7. Âyet

Örnekler çoğaltılabilir. Zira evrende yıldızlardan, böceklere kadar herşeyin insanlara faydaları vardır. Sadece akılsızca ve bilinçsizce kullananlara genellikle zarar gelir.

Tümevarım ve deney-gözlem yöntemiyle varılan bu sonuçları inkâr etmek; akıl ve mantık ile izah edilemez. Evrenin tesadüfen meydana geldiği iddiası ise bilimdeki nasıllarla dahi çelişen kuru bir zandan ibarettir. Bu iddianın sahipleri, iddia ettiklerinin aksine gurur ve tefrika içindedirler.

“Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.”

Sad Suresi 2. Âyet

Hakkı inkâr ettikleri için onlar hayatın içinde bir neden ve varoluş gayesi bulamazlar. İyi derler, nedenini söyleyemezler. Kötü derler, bir temele dayandıramazlar. Sadece korkuları/arzuları ardında savrulur giderler. Allah Azze ve Celle, bu durumu da aşağıdaki Âyetlerde bildirmiştir:

“Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?”

Furkan Suresi 43. Âyet

O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.

Bakara Suresi 171. Âyet

Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamd Olsun!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*