Diyanet ve Laiklik

İlk Diyanet Işleri Başkanı Papyonlu Rıfat Börekçi - Diyanet ve Laiklik
İlk Diyanet Işleri Başkanı Papyonlu Rıfat Börekçi - Diyanet ve Laiklik

Bismillahirrahmanirrahim
Bu yazımızda Türkiye’de bulunan diyanet ve laiklik arasındaki ilişkiyi anlatacağız.

1- Diyanet Kurumunun Kuruluşu

Bildiğimiz üzere Laiklik, hiçbir Semavi Din’in devlet işlerine karışmasına izin vermemektedir.

Ancak Islâm, bilakis devletinde Şeriat ile yönetilmesini emretmekte ve Allah(Azze ve Celle), hüküm koymada Kendine ortak kabul etmeyeceğini belirterek Şeriat’tan başka yol arayanların şirk koşmuş kâfirler olduklarını belirtmektedir.

“Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah’a hamdederim” de ve tekbir getirerek O’nun şanını yücelt!”

İsra Suresi 111. Âyet

Bu yüzden küfür olan Laiklik ve Demokrasi kavramları İslâm dünyasında çok şiddetli tartışmalara neden olmuştur. Halen Mısır, Afganistan, Pakistan, Arabistan gibi birçok ülkede yaşayan âlimler, Lâikliğin küfür olduğunu belirtmektedir.

Cumhuriyetin kurucu kadrolarından bu gerçeği bilenler, milli mücadele esnasında yola Şeriat söylemleriyle çıkmışlar ancak kuruluştan sonra söylem ve davranışlarını 180 derece değiştirmişlerdir.

Bu bağlamda Dine karşı Din stratejisi gereği diyanetin kurulmasına karar verilmiştir.

2- Diyanet’in Dini Lâiklik

Diyanet; Laiklik inancını yaymak, Şeriatı olmayan ve sadece vicdanlara hapsolmuş bir din yaşatmak için kurulmuştur. İslâm’da, hakimiyet Allah’ındır. Diyanet Dininde ise milletindir:

Kabul edilen bu 85 sayılı Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu’nun 1. maddesine konulan “Hâkimiyet bilâ kayd u şart milletindir.” ifadesi daha sonra kurulacak Cumhuriyet’in en temel prensiplerinden olan millet egemenliğini Türk milletine hediye etmiştir.

Böylece egemenlik hiçbir kayıt ve şart altına alınmaksızın milletin olacaktır.

milli mücadelede büyük hizmetleri geçmiş ve Atatürk’ün yanında Kurtuluş Savaşı’na omuz vermiş olan Ankara Müftüsü Rıfat Efendi (Börekçi) ilk Diyanet İşleri Reisi olarak atanmıştır. Diyanet İşleri Reisliğinin kurulması kuru bir isim değişikliğinden ibaret olmayıp, bu kanun gereğince memleketimizde din ile devlet işlerinin birbirinden kesin olarak ayrı değerlendirilmesine de yol açmıştır. Cumhuriyet, uzun yıllar süren bir hizmetle kurumsallaşmış olan din bürokrasisini yok etmek veya zayıflatmak yerine halkın bağrından çıkan ve milletin içinde saygın bir yeri olan yeni bir teşkilat kurma yönüne gitmiştir.

Milli Egemenlik ve Hakimiyet,Diyanet Dergi, Yrd. Doç. Dr. Muammer Göçmen
İlk Diyanet Işleri Başkanı Papyonlu Rıfat Börekçi - Diyanet ve Laiklik
İlk Diyanet Işleri Başkanı Papyonlu Rıfat Börekçi – Diyanet ve Laiklik

İlk Diyanet Işleri Başkanı dahi, kafirlerin kıyafetlerini topluma kabul ettirebilmek, kıyafet devrimi adına çalışmak için papyon gibi batılı kâfirlere özgü alametler kuşanmıştır.

“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” 

Ebû Dâvûd, Libâs, 4/4031

Sonraları, devletin hiçbir işine karışmaması emredilen diyanetin her işine devlet el atmıştır. Devletin Küfür olan ideolojisini meşru kılmak için laikliği insanlara benimsetecek hutbeler verilmiş, kâfir devlet liderleri için dualar edilmiş, mevlitler düzenlenmiş ve Müslim, kâfir ayrımı yapılmadan her cenaze camilerde duası edildikten sonra kaldırılmıştır.

Birde devlet işlerine karışmayan diyanet, savaş söz konusu olunca güçlü bir silah görevi görmüş, Allah için değilde lâik düzen için savaşmak şehitlik sayılmış, mazlum halkın çocukları cephelere sürülmüş, zenginler evladıyla kadeh tokuşturmuştur.

Diyanet Dini ile, İslâm’da Müslim olmayan devlet reisine itaat caiz değil iken, devlet reisine itaat farzdır denerek lâik devlet reislerine itaat meşru kılınmıştır.

Her âkaid, fıkıh kitabının en temel konusu olan ŞERİAT ile ilgili bugün dahi diyanetin fetvası yoktur.

Sonra seni de buyruk(umuz)dan bir şeriate (bir hukuk düzenine) koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin keyiflerine uyma.

Casiye Suresi 18. Âyet

Böylece Diyanet, Devlet ideolojisinin yayılması için bir oyuncak olarak kullanılmıştır.

MADDE 136– Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün
siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir.

TC Anayasa

Anayasada da belirtildiği gibi diyanetin görevi zaten Allah Azze ve Celle’nin Dini olan İslâm’ı anlatmak değil, lâiklik ilkesine bağlı olarak milli bütünleşmeyi sağlamaktır. Amacı; Allah’ın(Azze ve Celle) Kitabı’yla değil, kâfir insanlar tarafından özel kanunla belirlenmiştir.

3- Müslimlerin Diyanete Bakışı Nasıl Olmalı

Diyanet, İslâm’ı değil de Cahiliyye hükümlerini meşru kabul ettiği için İslâmi bir kurum değildir. Bu yüzden reddedilmesi gerekmektedir.

“Yoksa cahiliyye hükmünü mü arıyorlar? kesinlikle bilen bir toplum için Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?”

Mâide Suresi 50. Âyet

Diyanetin namaz kıldırma memurları; Vela ve Bera Âkidesine dikkat etmedikleri, küfür olan 657 sayılı kanun metnini sözlü ve yazılı imzaladıkları için Islâm Dairesinden çıkmışlardır.

Madde 6 – (Değişik: 12/5/1982 – 2670/1 md.)
Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları bu hususu “Asli Devlet Memurluğuna” atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki “Yemin Belgesi” ni imzalayarak göreve başlarlar. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

657 No’lu DEVLET MEMURLARI KANUNU, bölüm 2:Ödevler ve Sorumluluklar

Diyanetin elinde bulunan camiler, içlerinde fitne yayıldığı, Allah Azze ve Celle’nin Dini gizlenerek insanların müşrikleştirildiği yerler olduğu için o mescidlerde namaz kılmak, doğru değildir. Bu mescidler, Mescid-i Dırar hükmündedir.

Bir de müslümanlara zarar vermek, kâfirlik etmek ve müslümanların arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü’ne karşı savaş açmış olanı beklemek için mescid yapanlar var. “İyilikten başka bir maksadımız yoktu.” diye yemin de edecekler. Fakat bunların kesinlikle yalancı olduklarına Allah şahittir.”

O mescit içinde sen kesinlikle namaza durma. Ta ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescit elbette içinde namaz kılmana daha layıktır. Onun içinde günahlarından arınmayı seven kişiler vardır. Allah da arınmış, ak pak olmuş olanları sever.”

Tevbe Suresi 107-108. Âyetler

Alemlerin Rabb’i olan Allah’a Hamd Olsun!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*