Fusûsu’l Hikem İnceleme -3: Yokluk

Fusûsu'l Hikem Yokluk
Fusûsu'l Hikem Yokluk

Bu yazımızda, İbnü’l Arabi’nin kaleme aldığı Fusûsu’l Hikem isimli eseri inceleyecekse devam ederek Fusûsu’l Hikem’de bulunan Yokluk kavramı üzerinde duracağız. İlk iki yazımıza aşağıdaki baģlantılardan ulaşabilirsiniz:

Fusûsu’l Hikem Inceleme-1

Fusûsu’l Hikem Inceleme-2 Vücûd

Ehli Sünnet, Yokluk ve Tevhid İtikâdı

Yokluk kavramına geçmeden önce şunu belirtmek isteriz ki; Varlık ve yokluk var edilmiş olanlar içindir. Bu hakikat, Kur’an-ı Kerim’de de sık sık herşeyin yoktan var edildiği(Yaratıldığı), Allah’ın dilediği zaman tekrar yok edebileceği şeklinde vurgulanmıştır. Allah Azze ve Celle öncesiz ve sonrasız olduğu için Onun için bu kavramlar düşünülemez.
Ancak Ibnü’l Arabi, Allah’ın Yaratmasını inkâr ettiği için ve herşeyi, O’nun vücudu kabul ettiği için yokluk ve varlığın ucuz, adi ve faydasız olan madde için de olmadığını iddia etmiştir.
Allah’ın(Azze ve Celle) sahip olduğu sıfatları(Ezeli ve Ebedi) temel alıp, bunları yaratılmışa atfederek Hakkı batılla karıştırmış, herhangi bir küfür itikâdından çok daha tehlikeli ve anlaşılması zor bir itikâd ortaya koymuştur. Kur’an, Sünnet, Sahabe ve Selef’te olmayan ve küfür olarak nitelenen bu itikad, Islâm’dan en az budizm kadar uzak bir Dindir.
Bir örnekle açıklayacak olursak;
Bir Sufi: Allah, Ezeli ve Ebedidir. O’nun öncesi ve sonrası düşünülemez, O’nun yaratılması yada yok olması düşünülemez dediğinde tasdik ederiz çünkü bunlar Allah’ın özellikleridir. Ancak Sûfi, iç dünyasında bunları delil alarak, bu sıfatları herşeye haşreder.
Oysa Allah “Hiç yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?” (Nahl Suresi 17. Âyeti) diyerek ikisinin arasını ayırmış, Kendisinin hiçbir şeyle kıyas edilemeyeceğini belirtmiştir.
Allah’ın, Bir olması; yarattığınında (Haşa!) O olması demek değildir.
Allah’ın Bir olması, Kendisinden başka Yaratıcı olmaması, Herşeyin Kendisi sayesinde var olması ve Kendisinin müdahil oluşuyla güç kuvvet kazanması demektir. Kul’da ibadetlerini yalnız Allah’a yaparak(Uluhiyet Tevhidi) ve herşeyin sahibinin/hakiminin Allah olduğunu, tasarrufun Allah’a ait olduğunu bilip buna göre yaşayarak(Rububiyet Tevhidi) ve Allah’ı İsim Sıfatlarında birleyerek Tevhid ehli Rabbanilerden olur.
Günümüzün değerli Ehli Sünnet Âlimlerinden Ebu Hanzala Hoca’nın, Kur’an-ı Kerim, Sünnet, Sahabe ve Selef’ in itikâdında göre Tevhidi anlattığı aşağıdaki videoları izlemenizi tavsiye ederiz:

Uluhiyet Tevhidi: Link

Rububiyet Tevhidi: link

Arabi’nin Fusûsu’l Hikem’de yaptığı Yokluk Tanımı

Yokluk öyle bir ezelî ve ebedî karanlıktır ki, ondan ezelen ve ebeden bir şey çıkmaz ve öyle bir ezelî ve ebedî sükûndur ki, ondan ezelen ve ebeden bir hareket görünmez. Vücût, sonsuz olup bir sınırda sona ermediği için, yokluğun tahakkuk edebileceği bir sâha mevcût değildir; bundan dolayı yokluk mutlak olarak olmayan şey’dir. Vücût dâimâ bir olup, kendi hakîkî hakîkatı üzerinde başkalaşmaksızın ve değişmeksizin ebedidir. Ve yokluk da bunun gibi yokluğu üzerinde sâbittir. Vücût aslâ yok olmaz ve mevcût, mevcût olmayan olmaz ve mevcût olmayan da mevcût olmaz. Çünkü hakîkatlerin değişmesi imkânsızdır. Şimdi “vücût” hak ve “yokluk” bâtıldır.

Muhyiddîn İbnu’l Arabî, Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi , 2013, Ahmet Avni Konuk, sf:22

Vücûd ile ilgili yazımızda Arabi’nin, herşeyin haşa! Allah olduğunu iddia ettiğini ve Allah(Azze ve Celle)’nin yaratma sıfatını inkâr ettiğini söylemiştik. Bu inkâr beraberinde “Yok Edebilme” kudretinin de inkârını getirmektedir.

Allah Azze ve Celle Rahman Suresi 26-27. Âyetlerinde de yarattığı ile arasındaki farkı bildirerek, yarattığının yok olacağını(fâni), yalnızca Vechinin bâki olduğunu söylemiştir

“Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.”

“Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.”

Rahman Suresi 26-27. Âyetler

Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun!”