İyilik ve Kötülük

İyilik ve Kötülük - Tevhid
İyilik ve Kötülük - Tevhid

Bismillahirrahmanirrahim

Bu yazımızda iyilik ve kötülük kavramlarının temellerini, çıkış noktalarını ve nasıl geliştiklerini anlatacağız.

İyilik ve Kötülüğün Temeli

İyilik ve kötülük, bilimsel veya deney-gözleme dayanan verilerle elde edilebilen kavramlar değildir. Bu kavramları, insanlar kendi inançlarıyla/Dinleriyle veya toplumdaki genel algıyı referans alarak(Atalar Dini) anlamlandırırlar.

Sonuç olarak: Her insan, bir inanca tabi olarak iyi ve kötü algısını oluşturur. Her insan, bu doğru ve yanlış algısını oluştururken aşağıda belirttiğimiz 3 durumdan biri içerisindedir:

  1. Allah’a(Azze ve Celle) Tevhidle birleyerek İman Etmiş bir Mümin
  2. Allah (Azze ve Celle) ile birlikte başka ilahlar edinmiş bir müşrik/kâfir
  3. Allah’ı inkâr etmiş ve tamamen Bâtıl ilahlara ibadet eden bir ateist/kâfir

1- Dini Allah’a Has kılan Hanif Müslimler

“Ben hanif olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.”

En’am Suresi 79. Âyet

Yeri, göğü ve ikisi arasındakileri(herşeyi) Allah Azze ve Celle yarattığı için, herşey hakkında en doğru hükmü verecek olanda O(cc)’dur. Allah(Azze ve Celle), kendisine yöneleni doğru yola iletir. Müslim, yalnızca Allah (Azze ve Celle) ve Resûl’ünün(sav) koyduğu iyilik ve kötülük sınırlarını gözeten kişidir.

İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir.

Bakara Suresi 2. Âyet

Allah’a yönelen kişinin kalbine zamanla Allah sevgisi ve korkusu yerleşir ve her canlıya merhametle muamele etmeye başlar. Bir kötülük yapmak istediğinde, Allah(Azze ve Celle)’ye olan korkusu ve sevgisi onu bu kötülükten alıkoyar. Kelamullah’ın Ayetleri sayesinde eşsiz ve dosdoğru bir yola iletilir.

Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Nahl Suresi 90. Âyet

Allah(Azze ve Celle)’den korkan biri, en doğru şekilde kulluğunu yerine getirmeye çalışır ve Allah’ın yasakladığı Zina, Hırsızlık, Suçsuz yere adam öldürme, yeryüzünde fitne çıkarma gibi şeylerden ve diğer kötülüklerden şiddetle sakınır. Çünkü Allah Azze ve Celle’nin kendisini Şerefli kıldığını ve O(cc)’nun huzuruna çıkacağını bilir. Yaptığı herşeyin iyi/kötü karşılığını ceza veya mükâfat olarak bulacağını bildiği için Allah’ın koyduğu iyi-kötü sınırını aşmaktan sakınır. İnsan Fıtratına uygun olan tek iyilik ve kötülük kavramı da Allah tarafından indirilendir.

Bunun delilleri, Allah’tan başka ilah edinenlerin türlü kötü alışkanlıklara müptela olmaları, hem kendilerine, hem başkalarına hemde çevreye zarar vermeleri, akıllarını kullanamamalarıdır. Yine Allah’a İman edenlerin insanlara ve doğaya karşı olan koruyucu ve adaletli tutumları, sapkınlıktan ve azgınlıktan uzak durmaları, sağlam bir irade ve mutmain bir kalbe sahip olmaları da bu gerçeğin delillerindendir.

“Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur’ân’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbinin her şeye şahit olması kafi değil mi?”

Fussilet Suresi 53. Âyet

Bununla beraber insanda olan Sevgi, Korku, Özlem, Adaleti Arama, Vicdan, Sorumluluk, Şükran, Azim gibi tüm duygular, fıtratı bozulmamışsa insanı Allah Azze ve Celle’ye yönlendirmekte, Aklı ve Mantığı ile tefekkür ettiği takdirde evren, Allah Azze ve Celle’nin, yani irade ve Hikmet sahibi bir Yaratıcı’nın olduğunu, evrenin düzeni; bir ortağı olmadığını insana haykırmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de bulunan insan ile ilgili, nefs ve kâinat ile ilgili bilgiler ve Peygamberimiz(sav)’in karakteri ve hayatı, İslâm’ın Hak Din olduğunu göstermektedir.

Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!”

Âli İmran Suresi 191. Âyet

Peygamberimiz(sav) ve 4 halife döneminde, Mekke’de 3 kişi ile başlayan İslâm daveti dünyanın en büyük gücü haline dönüşmüş, Müslümanlar ve Müslüman’lar emrinde yaşayan gayrimüslimler huzur ve refah içinde yaşamıştır. Ancak, Allah’ın yasakladığı şeyler yayılmaya başladıktan sonra, küfür dünyaya hakim olmuş ve her kötülük zuhur etmiştir.

2- Allah ile beraber başka ilahlar edinmiş Müşrikler

“Allah, çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler.”

Zümer Suresi 29. Âyet
İyilik ve Kötülük - Kâfirler
İyilik ve Kötülük – Kâfirler

Müşrikler, Allah ile beraber başka ilahlara da ibadet edenlerdir. İbadet ettikleri bu ilahlar onlara, fıskı ve fücuru emretmektedir. Allah Azze ve Celle, bu durumu aşağıdaki Âyette ortaya koymuştur:

Yine ortakları, müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baş başa bırak!”

En’am Suresi 137. Âyeti

Allah’ın öğrettiği Hak İyilik ve Kötülük değerlerinin bir kısmı, Müşriğin ortak koştukları tarafından iptal edilir ve müşrik, ortak koştuklarının iyilik ve Kötülük için koyduğu sınırlarda yaşar.

Müşriklerin, Allah’tan başka kulluk ettikleri tağut, şeytan, heva, taş, heykel, ideoloji veya başka birşey olabilir.

Örneğin bir tağut çıkar, senin ırkın yücedir diğerlerinden üstünsün diyerek bir küfür sözü söyler, buna itaat eden müşrik, Din kardeşlerinin birçoğuna üstünlük taslar ve fitneye yol olur. Yada şeytan, Allah ile arasına girer de soyunmayı, çıplaklığı doğru gösterir müşrikte bu yolla topluma sığlığı ve sapıklığı yayar. Heva ve hevesi kişiye galip gelerek, Allah hakkında kişiyi zanna düşürür. Yada Allah’ın Şeriatından sıyrılıp girdiği Laiklik, Komünizm, Demokrasi gibi ideolojiler; Allah’ın, küfür olduğunu belirttiği şeyleri yapmasına neden olur ve kişi hem kendine hemde topluma zarar verir.

Müşrikliğin bir örneği de, günümüz tarikat camiasında gözlemlenmektedir. Tarikat Şeyhleri, Allah’ın helâlerini haram, haramlarını helal kılmakta bu suretle insanları istismar etmektedir. Şeyhler bir yandan müşrikleri sömürürken, diğer yandan kâfir zenginlik sahiplerine hizmet ederek(onların lider olmasını sağlamak gibi) para kazanmaktadır.

Bugün ortadoğu da yaşanan sorunların temelinde ırkçılık ve kibir(büyüklenme) fitnesi vardır.

3- Allah’ın varlığını inkâr eden kâfirler/ateistler

“Ya da (onlar), gökten boşanan, içinde karanlıklar, gök gürlemesi ve şimşek (ler) bulunan bir yağmur(a tutulmuş) gibi(dirler). Yıldırım seslerinden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar; oysa Allah, inkarcıları tamamen kuşatmıştır.”

Bakara Suresi 19. Âyet

“Neredeyse gözlerini kapıverecek olan şimşek önlerini aydınlattı mı o(nun ışığı)nda yürürler, üzerlerine karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi elbette işitmelerini ve görmelerini de götürürdü. Şüphesiz Allah’ın her şeyi yapmağa gücü yeter.”

Bakara Suresi 20. Âyet
İyilik ve Kötülük - Delilik içindeki Kâfirler
İyilik ve Kötülük – Delilik içindeki Kâfirler

Ateizm, kişinin özündeki hakikâte yüz çevirmesi, evrendeki tüm hikmete sırtını dönmesi ve güneş gibi açık gerçekleri inkâr etmesi ile düştüğü karanlıktır. Bunun nedeni kişinin, varlığının zayıflığını idrak edememesi nedeniyle kibirlenmesi/büyüklenmesi, dolayısıyla hevasını ilah edinmesi ve hevesinin ardınca gidip Hakkı göremeyecek kadar günahkâr bir kalbe sahip olmasıdır. Ateistler, birçok sahte ilaha ibadet ederler. Yol gösterici olarak bir ilaha, sığınmak için bir başkasına, güç bulmak için bir diğerine ibadet ederler. Bu ilahlar bazen hevaları, bazen güçlü gördükleri kurum yada insanlar yada ilahlaştırdıkları başka şeylerdir.

O(Firavun) ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Kasas Suresi 39. Âyet

Bu insanları dünya hayatı aldatmıştır.(Enam/70) İyilik ve kötülük kavramları tamamen kendi çıkarlarına, arzu ve isteklerine ve birazda ilah edindikleri ilahların emirlerine göre şekillenir.

Örneğin zina yapmayı helal görürler. Ama sevdikleri kişi zina yaparsa yanlış görürler. Çalıp çırpmayı, gücü elde edince düşmanı ezmeyi helal görürler, ancak zayıf düşerlerse birden insan hakları, adalet gibi kavramlar üzerinden ajitasyon yaparlar. Yada ilah edindikleri uğruna bu kavramları eğip bükerler.(Batılı ülkelerin yöneticileri çok sık yapar)

Bazı ateistler ise, içinde bulundukları toplumu gönlünde aşırı yüceltir(tapar) ve bu toplumun iyilik ve kötülük denince anladığını ilke kabul ederek bu ölçüde hayatını şekillendirir.

Örneğin ABD, milyonlarca insanın kanını elinde taşımaktadır. ABD, ulusunu yüceltmek için gözünü kırpmadan kimyasal silah kullanan, binlerce masum ve çocuğu katleden ateist askerler sayesinde ayakta durmaktadır. Bu askerlerin putu ulusçuluktur.

Ateist ve komünist Çin ve Rusya, 100 milyon civarı insan öldürmüştür. Onların sahte ilahları ise komünizm ideolojisi ve önderleriydi.

Önce hastalık üreten, sonra ilacı maliyetinin 10 kat üstünde satan, bilimsel teknolojisini başkalarını öldürmek ve sömürmek için silah geliştirirken elde etmiş olan batılı ülkeler; milyonlarca insanı katledip/köleleştirmelerine, onlarca ülkeyi sömürmelerine rağmen kendilerini medeniyetin beşiği olarak görmektedirler.(Türkiye’deki ateistlerin imrenmesi de kayda değer trajikomik bir ayrıntı) Çünkü onların iyilik ve kötülük kavramları arkasında Allah Azze ve Celle değil, Kendi hevaları ve kibirleri bulunmaktadır. Para ve Dünya Meta’ı onların ilahı olmuştur.

Bazen, sahte ilahları ve nefsleri için Müslüman kılığına girerek boy gösterirler.

Ateistlerin bu kadar rahat davranmasının temel nedeni, yaptıklarının hesabını vermeyeceklerine ve başıboş olduklarına inanmalarıdır. Bu inanç onların, dünyayı bir zevk mekanı olarak görmelerine neden olmakta ve kötü arzuları yada üzerlerinde etki oluşturan sahte ilahları, kendilerini köleleştirmektedir.

Bu yüzden organ mafyaları, seri katiller, sübyancılar, tecavüzcüler, eşcinseller, emperyalistler, acımasız savaşlar, açlık, sefalet, hayvan ve doğa katliamları vardır. Çünkü herşey tesadüfen(!) meydana gelmiştir ve ateistin kötü arzularının peşinden gidip haz elde etmemesi yada sahte ilanlarını tanzim etmemesi(en büyük ırk bizimki, en yüce benim, komünizm tek doğru yol vs.) için hiçbir neden yoktur. Bu eylemleri yapanların neredeyse hepsi kendini iyi olarak tanımlar. Çünkü Allah’ın koyduğu kanunlara değil, Kendi işlerine gelen iyilik ve kötülük kavramlarına inanırlar.

İnsanın kendi görüşlerini, heva ve hevesini yol gösterici edinmesi de nefsine tapması ve nefsini ilah edilmesidir. Bu kısımda daha iyi anlaşılması için diğer ilah edindiklerinden ayrı vurgulama gereği hissettik.

“Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?”

Furkan Suresi 43. Âyet

Alemlerin Rabb’i olan Allah’a(Azze ve Celle) Hamd Olsun!